Kentdeha – Deha TV Radyo

ANEKTOD (25 KASIM)

ANEKTOD (25 KASIM)
ERDİ İLVAN
ERDİ İLVAN( erdiilvan@kentdeha.com.tr )
31 views
25 Kasım 2019 - 10:00

MAKBER ŞİİRİNİN ALTINDA YATAN AŞK HİKÂYESİ

Bu başlığı görünce inanıyorum ki çoğunuzun aklına Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Kerem ile Aslı, Tahir ile Zühre ya da Mem ile Zin aşk hikâyelerinden birisi gelmiştir. Ama bu başlığı bu saydığımız isimler için atmadım. Daha yakın bir tarihte yaşanmış olan ve bir erkeğin bir kadına karşı hissedebileceği acı, öfke, aşk ve özlem gibi tüm duyguları anlattığı 2352 mısralık bir aşk hikâyesinden bahsediyorum.

Eyvah! Ne yer, ne yar kaldı

Gönlüm dolu Ah-u zar kaldı

Şimdi buradaydı, gitti elden

Gitti ebede gelip ezelden.

*

Ben gittim o haksar kaldı

Bir köşede tarumar kaldı

Baki o Enis-i dilden

Eyvah! Beyrut’ta bir mezar kaldı.

*

2352 mısrayı yazmadan bile sadece yukarıdaki iki dörtlük bize aşkına duyduğu özlemi anlatmaya yeter aslında.

Peki, kim bu sevdiğinin arkasından mısralar dizen, ona bu denli âşık ve doymamış olan ve birçoğumuzun adını bilmediğimiz bu âşık.

O Abdulhak Hamit Tarhan’ın ta kendisi. Ve onu şair yapan ve ardından mısralar dizdiren kadın ise çok sevdiği eşi Fatma Hanım.

Bu yazı Abdulhak Hamit Tarhan ve eşi Fatma Hanımın hüzünlü aşkının hikâyesi. Bu yazı sevdiği kadın ölünce hayatı gerçekten siyah beyaz renksiz bir filme dönen adamın aşk hikâyesi. Bu yazı hala kadının yerinin ve yaşama tarzının tartışıldığı şu dünyada herkese ibret olacak bir adamın hikâyesi. Kısacası bu yazı MAKBER’in hikâyesi.

Abdulhak Hamit Tarhan 1883’de Hindistan’ın bugün ki adı Mumbai, o zaman ki adı Bombay olan şehrine başkonsolos olarak atanır. Ancak çok sevdiği eşi Fatma Hanım burada verem hastalığına yakalanır ve durumu kötüleşince İstanbul’a dönmeye karar verirler.

Ancak vapur ile dönüş yolunda Fatma hanımın durumu iyice ağırlaşınca Beyrut limanına inerler ve burada hastaneye kaldırılır. Maalesef vücudu bu hastalığa daha fazla dayanamaz. 2 gün sonra Beyrut’ta vefat eder ve orada gömerler.

Şair Tarhan kendine has üslubuyla özlemini ve acısını eşinin mezar taşına şöyle yazdırır; Ey ziyaretçi işte şu gördüğün yere Abdulhak Hamit’in Nur-i dide zevcesi Fatma Hanımı gömdüler. Merhume Pir-i zade hanedanından bir yetim idi. Bahar-ı ömründe veremden gurbet elde öldü. O vücud-i hüzn-nümun senden şimdi bir fatiha ister.

Bu mezar taşına kazınan duygular daha başlangıçtır. 40 gün boyunca her gün mezarı başına gelir sevdiğinin ve 2352 mısralık duygu selini boşaltır içinden geldiği gibi kâğıda.

Öyle bir duygu selinden ve sevgiden bahsediyorum ki ölümü bile güzelleştirmiştir eşinin mezarı başında ona söylediği son mısrası ise şudur;

“Sen öldün, ölüm güzel demektir”

Erdi İlvan