Kentdeha – Deha TV Radyo

GÜNDEMİN YELPAZESİ (KASIM 26)

GÜNDEMİN YELPAZESİ (KASIM 26)
AYLİN ÜNAL
AYLİN ÜNAL( aylinunal@kentdeha.com.tr )
55 views
26 Kasım 2019 - 15:00

EDEBİYAT PAPYON MU TAKIYOR?

Hümanizm, ideolojiler ve akımlar. Bir çemberin üzerindeki üç nokta. Başlangıcı ve bitişi olmayan. Birbirinden ayıramayacağımız üç gerçek. Özne ve nesneler arasında gidip gelen serüven; edebiyat papyon takmaya başlıyor…

Evrende saniyedeki hızla dönen dengesizlikler ortaya çıkıyor. Yaratılış gereği omurga konumuna gelen “eşitlik” kavramı iskeleti koruyan en önemli kemik haline geliyor. Edebiyat eşittir toplumda eşitlik; fakat iki kere iki artık dört etmiyor.

*

Bir toplumu yönlendirebilecek en iyi araç edebiyat olarak hüküm sürüyor. Anahtar kelime ise “araç”. Köle haline getirilmeye çalışan kuvvetli bir meta. “Şiir yazana değil, okuyana aittir. Roman yazanın yaşadığı değil, kendini kahramanla özdeşleştirenindir.” Peki, nasıl yaşatılıyor bu algı? Postmodernizme dur diyebilmek nerede başlıyor?

*

Sayısız, sokağa atılmış kedi benzerli binlerce eser. Kapak, başlık ve yazarın adı geçen. İçinde dolu gözüken bomboş sayfalar. Muayene edilmeden yazılan reçeteler gibi. Onca ilaçtan hangisi denk gelirse. Oysa en doğru ilaç; değerinin toplu tedavi edebilecek nitelikle anlaşılan olmalı.

Kulak için kafiye mi, göz için kafiye mi diye tartışanların olduğu yerde edebiyat iki ucu boyalı değnek. Toplumcu mu amaçsız mı diye bakmak ise mahşerdeyken cennete gidişin bir anahtarı oluyor.  Çırılçıplaklığın üzerine papyon taktığı için üşüyor olmalı Oğuz Atay. “İçimin sesi olmasa ölürdüm yalnızlıktan.“ diyor. Toplumun sesi olmasa alınan her nefes bir intihardır oysa. Fakat yüreğinde bülbüller öten Nazım, Güneşi İçenlerin türküsü ile anlatıyor bizi, bizdeni. Sizi ve sizden olanı.

Bu bir türkü

Toprak çanaklarda

Güneşi içenlerin türküsü!

Bu bir örgü

Alev bir saç örgüsü!

Kıvranıyor

Kanlı, kızıl bir meşale gibi yanıyor

Esmer alınlarında

Bakır ayakları çıplak kahramanların

*

Ne yapacağını bilmeden yola koyulmak, ilkesiz bir o kadar amaçsız. Çırılçıplak bir vücuda sadece papyon kondurmak gibi. İçerisi bomboş olan fakat yine de süslenmeye çalışılan. Maddesel unsurları edebiyata alet edip, kaleme hüküm yıkmak.

Bu doğru değil, olmamalı. Edebiyat içi dolu bir süt cevizi olmalı. Toplumu güneşe tutunca kitaba yansımalı. Toplumcu olmalı. Edebiyat üstüne bir ceket, bir pantolon, bir gömlek geçirerek sade olduğu kadar ağır görünümlü olmalı. Ta ki papyonu yakasına yerleştirene dek. O papyon modernizm değil, o papyon postmodernizm! Edebiyat dünyasında beyaz gömleğin yakasına dökülmüş(yapışan) bir fincan kahve!

Aylin Ünal