Kentdeha – Deha TV Radyo

AYRIK OTU (09 ARALIK)

AYRIK OTU (09 ARALIK)
EYLEM ŞİMŞEK
EYLEM ŞİMŞEK( eylemsimsek@kentdeha.com.tr )
28 views
09 Aralık 2019 - 9:08

ETEĞİMİN BOYU, RUJUMUN RENGİ

Yazımın başlığından da anlayacağınız üzere bahsedeceğim konu şiddet, özellikle kadına şiddet.

*

Şiddet, söylemesi bile bana her zaman sert gelmiştir. Ancak benim bile şiddetin bir şeklini uyguladığımı söyleyebilirim.

Şimdiye kadar programıma konuk olan uzmanlar genelde konuyu toplumsal boyutta inceleyerek çözümün eğitim hatta ailede eğitim ile başlayacağını vurguluyorlar. Fakat eğitimde şiddet, sağlıkta şiddet, ailede şiddet gibi farklı şiddetler de yaşıyoruz. Bu da benim kafamı hayli karıştırıyor.

*

Biraz daha ince ince ayırdığımızda, melese öyle dallanıp budaklanmaya başlıyor ki, sadece kadına mı şiddet? Biz kadınlar şiddet uygulamıyor muyuz? Sadece çocuğa mı ya da? Çocuklar kendi yaşıtlarına şiddet uygulamıyor mu sizce? Zayıf olan her zaman şiddetin bir şeklini yaşıyor.

*

Yine uzmanlar diyorlar ki şiddetin birçok çeşidi mevcut, ekonomik, psikolojik, cinsel şiddet. Bunlardan en korkuncu elbette cinayet ile sonuçlanan olarak görülüyor.

Kadın cinayeti boyutuna geçmeden önce bakalım diğer şiddetler nasıl?

*

Eminim çoğumuz çocukluk yıllarında akranlarımızın bize taktığı ya da bizim onlara taktığımız isimler ile psikolojik şiddet yaşadık ve yaşattık. O kadar da değil demeyin. Bilir misiniz? Çocuklar açık sözlü olmakta çok acımasızdır ve bunun yaratacağı sonuçtan bihaberdirler. Yani onun için arkadaşına “şişko” demek sorun değildir, ancak bu sözlere maruz kalan kişi gayet durumdan haberdardır ve bunun yarattığı aşağılayıcı hisle yaşar.

*

Biz kadınlar şiddet uygulamaz mıyız? Ben en sağlam psikolojik şiddeti kadın iş arkadaşlarımdan gördüm. Ya kadının erkeğe uyguladığı şiddet? Özellikle de evlilikten sonra, onlarla görüşme, oraya gitme, kiminleydin, neredeydin, daha erken gelmedin, neden gelmedin, Kumar mı oynadın, o kadın kimdi, maç benden kıymetli mi?

Evet, bunlar da şiddet ve hepsi ayrı psikolojik sorunları ortaya çıkaran yıllar geçtikçe travma haline gelen şiddetler.

*

Ancak tüm bunların arasından kadın yine sıyrılıyor, en fazla ve birçok çeşidi ile şiddeti iliklerine kadar yaşıyor.

İnsanoğlu her zaman kendisinden farklı olandan korktuğu için savunmaya geçen bir canlı. Uzaylıya taş atma meselesi gibi.

*

Sadece Türkiye’de değil Dünyanın her yerinde böyle. Farklı; erkek için kadın, kadın için erkek farklı, sağlıklı birey için engelli farklı, insanoğluna göre hayvanlar farklı, fark arası giderek açılabilir. Kendisinden farklı olana yer de açmaz insanoğlu, hayvan öldürür, engelli için engel olur, kadın için dayak atan, erkek için kısıtlayan olur. Farklıdan korktukça baskıyı arttırır.

Etek Boyu ve Ruj rengi meselesi nedir?

Orada işi neymiş? Hem de o saatte, kırmızı ruj sürmüş, eteği kısaydı, pantolon giydiyse tecavüze uğramamıştır rızası vardır.

*

Bir kadın olarak bu soruların cevaplarını kendimden örnekleyeyim, toplu ulaşımı tercih ederim, evim de biraz merkeze uzak, Belediye otobüsünün saatleri de pek mesai saatlerim ile uyuşmuyor, Etek boyum bana göre gayet normal genelde dizimin biraz üstünde, rujumun rengi ile karşımdaki kişide oluşan durumu idrak etmem mümkün değil. Ancak, ben işim gereği mesai mevhumu ile çalışmam, gerekirse gece 2’de işe gelmem gerekebilir, Etek giyip canlı yayında bir hanımefendi olarak daha şık görüneceğimi düşünürüm ve rujumun rengi benim için sadece kıyafetime uygunluğu ile ölçülür.

Ama SEN, ben işten bile gelsem gördüğün yerde bana bakma hakkını kendinde bulursun, bacaklarını yaya yaya otobüs değil de evindeki kanepede oturur gibi oturur, bir şekilde bana temas etmeye çabalarsın, etek giydiğim için benimle konuşmaya kalkarsın, rujumun rengi seni tahrik ettiği gerekçesi ile öpmeye kalkarsın, tepki gösterince döversin, olmadı yakarsın, olmadı 20. Kattan atarsın, olmadı çocuğumun gözü önünde bıçaklarsın, o da olmadı başkasını örnek alır, o yaptıysa ben de yaparım dersin, üstüne beni aldatıyordu dersin, seviyordum öldürdüm dersin, her zaman göbeğine kadar açık olan gömleğini hakim karşısında kapatırsın, sen elindeki tesbihi bırakırsın, onlar seni aklın başında sanır bırakılırsın, sonra gider gencecik bir kızı bıçaklarsın, sonra da işte rujunun rengi, eteğinin boyu diye senden o kadınları koruması gereken mevki, genç kız ile tanışıklığınız olduğunu söyler.

İstediğim saatte, istediğim yere, istediğim kişi ile istediğim kıyafetle giderim. Ben hayatımı komşunun dedikodusu, toplumun baskısı için yaşamıyorum. Ben kadınım bunu olduğu gibi kabul etmek zorundasın.

*

Hukuk uzmanları bu konular ile ilgili açılan davalarda verilmesi gereken cezanın Ağırlaştırılmış müebbet olması kanaatinde. Müebbet ve Ağırlaştırılmış Müebbet arasında ciddi farklar var. Ağırlaştırılmış müebbet ile tek kişilik hücrede, bir daha dışarı çıkarılmadan hayatını noktalamak. İnfial yaratan sözlerden idam değil olması gereken, çağ dışı ve şiddete şiddetle karşılık olur idam. Eh! Bir de biz daha 17’sinde idam ettiklerimizin ayıbını örtememişken, bir daha açmamak daha iyi.

*

Başlarda da söylediğim gibi bu tür olaylar sadece bizim ülkemizde yaşanıyor mantığından çıkalım çok gelişmiş ülkelerde de yaşanıyor. O ülkelerde yaşananlarda yapılan araştırmalar gösteriyor ki bu kişiler bir kadından annesi olabilir, bir çocuktan, sınıf arkadaşı olabilir, ya da bir erkekten rahip olabilir bir şekilde şiddetin bir şeklini yaşamış ve oluşan travma ile psikolojik rahatsızlıkları ile bunu başkalarına yaşatmış. Haklılık verir mi? Kesinlikle hayır. Toplum olarak travmalarımızı tedavi edip, şiddetsiz büyüyen çocuklar yetiştirip, birbirlerine saygı duyan insanlar yetiştirmek en çok istediğim.

Söylemek istediğim birçok cümle boğazımda düğümlense de ancak bu kadar ifade edebilirim fazlasını yazarsam ben de şiddet uygulamış olurum.

Yine de konuya dair, +18 fazla şiddet içerikli “Mezarına Tüküreceğim 1” orijinal adı ile “Spit on Your Grave 1” filmini bu hafta tavsiye ederim. Örnek alınmamasını da eklemem lazım.

Tacizsiz, Tecavüzsüz, Ölümsüz günler dileğiyle…

Emine Bulut, Hafize Kurban, Şule Çet, Özgecan Aslan, Ceren Özdemir ve diğerleri için…

Eylem Şimşek

Not: Yazılar ile ilgili hukuki sorumluluk yazarların kendilerine aittir.