Kentdeha – Deha TV Radyo

HER AÇIDAN (08 NİSAN)

HER AÇIDAN (08 NİSAN)
ABDİL YAŞAROĞLU
ABDİL YAŞAROĞLU( abdilyasaroglu@kentdeha.com.tr )
44 views
08 Nisan 2020 - 9:00

ÇIĞLIKLARI SİZE ERİŞMESE DE…

İnsanlığın karşılaştığı ilk pandemi Korona Virüs salgını değil ve muhtemelen son da olmayacak. Tarihe şöyle kabaca göz attığımızda birçok pandemi örneği ile karşılaşırız; 165 yılındaki Antonine vebası, 541 yılında başlayan Justinian vebası, aralıklı zamanlarda defaatle yaşanan kolera ve grip salgınları… Kılık ve isim değiştirerek günümüze kadar geldi.

Ama bunların arasında en dikkat çekeni ise 1347 yılında yaşanan ve birkaç milyon insanın ölümüyle sonuçlanan kara vebadır. “Kara ölüm” olarak adlandırılan büyük veba salgını Çin ve Asya’da başlamış ve buradan tüm dünyaya yayılmıştır.

Kara vebanın Avrupa’ya ulaşması, Asyalı tacirlerin Çin’den satın aldıkları vebalı kürkleri Avrupa’ya satması yoluyla gerçekleşmiştir. Gemide yaşayan pire ve farelerin bu hastalığın yayılmasında etkili oldukları rivayet edilse de o sıralar Kırım Tatarlarının reisi Canıbek, Ceneviz limanını kuşatmış ve kendi vebalı adamlarını mancınıkla şehrin içine fırlatıp hastalığı İtalyanlara bulaştırmıştır.

1347 yılında İtalyanlara bulaşan veba ile ilk karşılaşan şehirler Cenova, Messina ve Venedik olmuştur. Sonrasında Veba Salgını, 1348 yılında Paris’e kadar gelmiş 1349’da ise Londra’yı etkisi altına almış İskoçya ve İskandinavya’dan sonra da 1349’da başlangıcı olan Tatarların yurduna tekrar ulaşmıştır. 1351 yılında ise tamamen ortadan kalkmıştır.

*

İçinde bulunduğumuz bugünlerde insanlık tarihinde unutulmayacak bir dönemeçteyiz ve deyim yerindeyse çağ açıp çağ kapatacak kadar önemli tarihsel, toplumsal, sınıfsal ve sosyal kırılmaların yaşandığı bir çağa tanıklık ediyoruz.

Salgın haberlerinde “Her an 10 bin insan ölmektedir” ya da “100 bin insan ölmektedir” cümlelerinin arasında, bizde yarattığı duygulanım bakımından zerre kadar fark yoktur. Bir insanı sevebiliriz ya da belki beş insanı… Ama beş bin, on bin imkânsız bir rakamdır. Böylesi durumlarda kullandığımız sayılar da hilekâr, sahte uzuvlar gibidir; kör adamın kullandığı bastona benzer.

Salgından ölen kişi sayısının bir milyon ya da on milyon olması da göstereceğimiz tepkiyi değiştirmeyecektir. Hafiften korkmuş, belli belirsiz bir tedirginlik edasıyla dile gelen bir “yaa!” ünlemi. Bir anda adeta bir soyut ifadeler çölünde buluveririz kendimizi.

Soyut rakamlarla ifade edilen ölümlerin çığlıkları size erişemese de, onların hiç dinmediğinden artık haberdarsınızdır, çünkü istatistikler bunu size ispatlamaktadır.

İşte öylesine basitçe, hiç iz bırakmaksızın yok olabiliriz.

Hepsinin de bir anlamı olduğu kesindir, ama bu anlam bizde yakın bir akrabamızın bu salgına yakalandığı haberini aldığımızda hissedeceklerimize benzer duygular uyandırmaz. Yakınımızın Korona virüse yakalanmış olması haberi, bizi çok daha derinden etkiler.

Malum, şayet bilgi sözle sınırlı kalır, deneyimle desteklenmezse hiçbir anlam taşımaz.

*

Yakınlarımızı sosyal mesafeyi koruyarak da sevebileceğimizi öğreten Korona virüs günlerinde mümkün olduğunca ve gerekmedikçe evde kalın sevgili dostlar.

Her dakika, her saniye sağlıkla, sevgiyle ve muhabbetle kalın.

YA DA

Yakınlarımızı sosyal mesafeyi koruyarak da sevebileceğimizi öğreten Korona virüs günlerinde WHO virüsten korunmak için şu tavsiyelerde bulunuyor:

* Ellerinizi yıkayın, sabun veya el temizlik jelleri virüsü öldürebilir.

* Öksürürken veya hapşırırken ağzınızı ve burnunuzu mendille kapatın ve sonrasında virüsün yayılmasına engel olmak için ellerinizi yıkayın.

* Gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunmaktan kaçının, elleriniz virüsün değdiği bir yere dokunursa virüs vücudunuza bulaşabilir.

* Öksüren, hapşıran veya ateşi yüksek kişilerden uzak durun, 1 metre uzak durmak havaya bulaşabilecek virüsten korunmanızı sağlar.

Her an her saniye sağlıkla, sevgiyle ve muhabbetle kalın.

Abdil Yaşaroğlu