Kentdeha – Deha TV Radyo

GÜNDEMİN YELPAZESİ (16 EYLÜL 2020)

GÜNDEMİN YELPAZESİ (16 EYLÜL 2020)
AYLİN ÜNAL
AYLİN ÜNAL( aylinunal@kentdeha.com.tr )
2.121 views
16 Eylül 2020 - 9:44

LOKMAN HEKİM GELSE…

Efsaneye göre Lokman Hekim, bütün hekimlerin piri, üstadıdır. Her çiçeğin, her otun özelliklerini tanıyan Lokman, ilaç yapar, dertlere deva bulurmuş. Bütün dünyayı dolaşmış. Çukurova’ya gelince ovanın bereket ve güzelliğine hayran olarak Misis’e yerleşmiş. Çevredeki bütün hastaları iyileştirmiş. Artık hastalığın ne olduğunu unutan Çukurovalılar, ölümsüz hayatın peşine düşmüşler. Kendileri için ölümsüzlük ilacını yapmasını istemişler.

Lokman Hekim Çukurova’yı adım adım dolaşmış, bütün bitkileri incelemiş. Bir gece dolaşmaktan yorgun düşmüş ve ulu bir çınarın altında uyuyakalmış. Bir ara bir ses duymuş:

“Ey Lokman, artık araman bitsin, ben ölümsüz hayatın devasıyım. Bundan böyle insanlara ve hayvanlara ölüm yok”.

Bu sesin kimden geldiğini merak etiniz değil mi?

Sizi biraz daha merakta bırakayım. Zaten dikkat edilesi yer de orası değil.

“Ben ölümsüz hayatın devasıyım!”

*

Senaryosu eline tutuşturulmuş bir hayat yaşayan bu faninin aklıyla oynanır mı bu kadar?

Koca bir ömür yetmiyor insanoğluna da ölümsüzlüğü arıyor. Ölümsüz olsa ne yapacak ki? Yemek yemekten, uyumaktan, işinden, sevgisinden bile bu kadar çabuk sıkılırken sonsuz yaşamdan mı sıkılmayacak?

Hadi hep birlikte düşünelim? Lokman Hekim bulsaydı ölümsüzlüğün iksirini nasıl bir hayat yaşayacaktık? Bunu düşünürken bile akıl sınırda kalırken yaşam mı sınırsız olacaktı?

Siz cevapları düşünedurun.

Efsane bu ya Lokman Hekim, bir çınarın altında uyurken bir ses duymuş. “Lokman, bunca zamandır araman-taraman bitsin, ben ölümün ilacıyım. Bundan böyle insanlara da hayvanlara da ölüm yok” demiş. Kendisine seslenen otun yanı başına koşan Lokman Hekim, ilacın nasıl yapılacağını da öğrenmiş, bir deftere yazmış. Otu da kopararak, Misis’e doğru yola koyulmuş…

Misis’e varırken, Ceyhan nehri üzerindeki Misis Köprüsü’nde duraksamış. Defteri de elindeymiş. Defterine yazdıklarına bakarak ilacı yapmaya koyulmuş. Tam yapıp bitireceği sırada, aniden esen rüzgâr defteri de otu da uçurarak suya düşürmüş. Efsane bu ya; Lokman Hekim de bu yüzden ölüme çare olacak ilacı bir daha bulamamış. Otlar da o tarihten sonra kendisine yüz çevirmişler. Bir daha onunla hiç konuşmamışlar.

Dert zannettiklerin aslında Misis Köprüsü, baş ettiklerin ise yüz çeviren çiçekler. Esen rüzgarsa sana kim olduğunu hatırlatan ve titretip kendine getiren. Yapabileceklerin bu kadar çünkü.

*

Çaresiz kalan insanoğlu ölümsüzlüğe direnemediğini görmüş. Bu kez de madem öleceğim diyerek başına dolamış sahtekâr şemsiyeyi. Zaten öleceğim, bir fazla yiyeyim, zaten öleceğim bir fazla söyleyeyim, zaten öleceğim bir fazla seveyim, zaten öleceğim bir fazla zarar vereyim…

Lokman Hekim gel de kurtar bu insanlığın elinden ölümü. Gel de şu zor günlerde içir iksirini. Kendin de mi öldün yoksa ölümsüzlüğü ararken?

Yazarken fark ettim, yaşarken değil; Ölüm varsa ölümsüzlük de vardır, öyleyse ölümsüzlüğün çaresi ölümdür.

Artık sende de görmüyor çareyi insanoğlu: Türkülerinde bile nankörlük ediyor sana.

Öyle ya “Lokman Hekim gelse yaramı azdırır.”

Aylin Ünal