Kentdeha – Deha TV Radyo

KURŞUN KALEM (16 EYLÜL 2020)

KURŞUN KALEM (16 EYLÜL 2020)
MEHMET YILMAZ
MEHMET YILMAZ( myilmaz.pau@gmail.com )
2.346 views
16 Eylül 2020 - 8:58

ROMAN GİBİ GÜNLER

Birinci dalga bitti mi? Yoksa ikinci dalgayı mı yaşıyoruz? Bugünlerde korona virüsünün sebep olduğu Covid-19 salgınının yeniden tırmanışa geçişini konuşuyoruz. İlk vakanın görüldüğü günden beri dünyada gündemin üst sıralarında hep bu salgın var. Ancak dünya tarihine baktığımızda bu salgın ilk değil. Dünya, tarih boyunca çeşitli salgınlara şahitlik etmiş, daha zor şartlarda ve daha ölümcül salgınları bile geride bırakmıştır. Bu salgınlar; her dönem romanlara, şiirlere, filmlere ve belgesellere konu olmayı başarmıştır. Neredeyse bir yıldır Covid-19 salgınıyla dünya; romanlara konu olacak günler yaşıyor. Bu salgın dönemi de romanlara konu olacaktır ancak bu dönemin en çok konuşulan, en çok satan romanı “Veba” oldu.

Albert Camus, Veba romanında bizlere bir salgına adeta kuş bakışı bakabilmemizi sağlar. Salgın, Cezayir’in Oran şehrinde yaşanmaktadır. Her şey bir doktorun, oturduğu apartmanda gördüğü bir fare ölüsüyle başlar. Şehirde sokaklar fare ölülerine şahitlik ederken kısa zamanda insanların da hayatını kaybetmeye başladığı bir döneme girilir. İlk önce kimse önemsemez bu hastalığı ardından gelen ölümleri de… Ancak tanı konur ve hastalığın varlığı artık kesindir. Karantina günleri başlar; şehirden dışarıya çıkışlar ve dışarıdan içeriye girişler yasaklanmıştır. Ve o günden sonra şehirdeki herkes kaçmak ister. Oran şehrindeki herkes bu hastalığın pençesindedir. Salgın, toplumdaki her bir bireyi aynı oranda tehdit etmektedir. Roman boyunca toplumun bütün kesimlerinden gelen tepkileri görmek mümkündür. Mesela; salgına karşı gerektiği gibi mücadele edenler vardır. Tıpkı korona virüsüyle mücadele edenler gibi! Ama hastalık bana bulaşmaz diyenler de vardır. Tıpkı bugünkü gibi! Bir tarafta umutla çözümü bekleyenler bir tarafta umutsuzluğa yenik düşenler… Hastaneler, hasta sayılarını düşük tutar; medya, önce görmezden gelir salgını sonra da abartır.

*

Yazar, romandaki hastalık hakkında tüm bilgileri doktorun ağzından anlatır. Çünkü böyle bir durumda konuşması gereken doktordur, bilimdir. Ve en çok konuşulan şeyler sayılardır. Oysa hayatını kaybedenler bir sayıdan ibaret değildir. On bin, yüz bin ya da bir milyon ölü nedir? Ne anlam ifade eder? Bir ölü bile karşımızda ölü olarak bulunmadığı sürece onun gerçekliğini kavrayabilmek zordur. Yazara göre on bin, yüz bin, bir milyon gibi ölü sayısını bildiren rakamlar zihnimizde silik bir görüntüden ibarettir. Oysaki; hayattaki en gerçek şey ölümdür. Ve ölümün olduğu bir yerde hiçbir şey o kadar da ciddi değildir.

Hiç yaşamadığımız duygular, tam olarak görmediğimiz olaylar ve olgular ancak sanat ve edebiyat ile anlatılabilir ve anlaşılabilir. Zira hayattaki her şeyi deneyimlemek mümkün değildir. Ancak bu anlatım şeffaf ve sağduyulu şekilde olmalıdır. Çünkü sanat ve edebiyat ortaya koyduğu ürünlerle hiç yaşamadığınız bir şey hakkında sizi düşündürme iddiasına girişir. Bu iddia aynı zamanda bir sorumluluk getirir. Sanatın ve edebiyatın geniş kitleleri etkileme becerisi bu sorumlulukla dizginlenmelidir. Öte yandan sanat ve edebiyat insanlara olaylara daha geniş bir açıyla bakma yeteneği de kazandırır. Dün, bugün ve yarın arasında ilişki kurmamızı, anlamamızı ve anlamlandırmamızı sağlar. Çünkü sanat ve edebiyat hayattan beslenir ve kendisiyle ilgilenenleri besler. Bazen sanat ve edebiyat; insanı, yaşamdan/hayattan daha hızlı büyütür.

*

Sonuç olarak; içinde bulunduğumuz salgın döneminin en okunası romanlarından biridir Veba. Albert Camus ise; yaşamı ve eserlerine bakıldığında hızlı büyüyen, Nobel ödülüne layık olacak kadar ses getiren bir isimdir. Fakat bu büyük isim hayata erken veda etmiştir. Verem hastalığına yakalanan, dünyanın yaşadığı bazı salgınlara da şahitlik eden yazar kırk altı yıl yaşamıştır.

O’na göre en saçma ölüm şekli trafik kazasında ölmektir.

Ancak kendisi de bir trafik kazasında hayatını kaybeder.

Kim bilir;

Belki de ölümün olduğu yere hiçbir şey o kadar da saçma değildir.

Mehmet YILMAZ