Kentdeha – Deha TV Radyo

HER AÇIDAN (23 KASIM)

HER AÇIDAN (23 KASIM)
ABDİL YAŞAROĞLU
ABDİL YAŞAROĞLU( abdilyasaroglu@kentdeha.com.tr )
4.525 views
23 Kasım 2020 - 6:00

SAĞLIKLI HER İNSAN “ZARAR”DIR…

Uygar yaşam doğallığın düşmanıdır. Yaşamın her alanının tıbbileştirilmesi yani tıbbileştirilmiş yaşam, bir bebek sadece fikirden ibaretken bile onun oluşumunu desteklemek amacıyla hayatlara müdahale etmeye başlar ve bu, insan yaşamının sonlanmasına başka bir deyişle sonsuza kadar sürer.

Modern tıbbın gelişmesiyle birlikte oluşturulan sağlık endüstrisi, otoritesini her alanda hissettirmekte ve insan yaşamını bütünüyle kavramış bulunmaktadır. Çünkü ilaç satıyorsanız hastalıktan kâr ediyorsunuz demektir. Bu bakış açısında sağlıklı her insan, “zarar”dır? Bu durumda arz/talep dengesi, satabilmek için daha çok ilaç üretmek ister. Bu da daha çok hastalık demektir? İşte bize bir soru: Bilgisayar virüslerini de anti-virüs programları yazanlar üretmiyor mu?

*

Öte yandan dünyadaki insan sayısı kadın/erkek/çocuk olmak üzere istatistiksel olarak bellidir. Bunların doğum ve ölüm oranları, hangi sene nasıl artış ya da azalış yaşanacağı ortalama bellidir. Bu durum zaten beklenen bir şeydir ve dolayısıyla sadece bu doğal ya da üretilmiş olgulara ilaç satmak, tedavi sunmak yeterli değildir. Artık hasta olmayana da ilaç satmak asıl hedef haline gelmiş ve hasta değilken de kullanılması kesin gözüyle bakılan sağlığı destekleyici ilaç ve yan ürünler türetilmiştir. Sistem, tıbbın otoritesini kullanarak hem hastayı hem de doktoru müşteri haline getirmenin yollarını medyanın yardımıyla döşemiştir.

Hayatın her alanına müdahale yoluyla metalaştırılan insan bu olgulardan sıyrılamaz. Kafamızı çevirdiğimiz her yerde sağlıklı yaşama dair bir sürü gösterge ile karşılaşırız. Televizyonda bir film izlerken çat diye kesilen filmin arasında reklamlar karşılar sizi. Adam karşınıza geçer, “anti-aging”, yaşlanmanın etkilerini sıfırlar der. Niçin yaşlanmanın etkilerini sıfırlayalım? Hayatı doya doya yaşadıktan sonra, şarkılardan, kitaplardan, dolu dolu yaşanmış sevdaların ardından niçin saçlar efendi gibi beyazlamasın?

*

Böylece yaşam boyu tıbbi gözetim, yaşamı, her biri özel bir tür koruyucu gerektiren riskli dönemlerden oluşmuş bir zincire dönüştürür. Hem zengin hem de yoksul için yaşam, check-up ve kliniklerden geçip, başladığı yere geri dönen bir hac yolculuğu olup çıkar. Yaşam, daha iyi ya da daha kötü olması için kurumsal olarak planlanması ve biçimlendirilmesi gereken bir aralık olarak algılanır ve adeta istatistiksel bir olaya indirgenir…

Psikoloji biliminde pre-decisional bias diye bir kavram vardır. Türkçesi ise düşünme öncesi yargıdır. Bu kavram özellikle mahkemelerde avukatların daha davanın ilk dakikalarında hakimi etkileyerek, davanın geri kalanındaki bilgileri dinlemeden kafasında bir sonuca vardırmak çabasıdır. Bunu başarmanın en iyi yolu harika bir açılış cümlesi kurarak, karşıdakinin düşünce yapısını buna göre oluşturmaktır.

*

İlaç firmalarının kendi içinde çelişkiler barındıran misyon ve vizyonları ile ürettiği “sağlıklı yaşamı destekleyen kapsüller”, bu ürünlerin dolaşımında kullanılan ortak dil ve harika açılış cümleleriyle potansiyel tüketiciyi kendisine çeker.

Aynen Şener Şen’in “Neşeli Günler” filminde yaptığı gibi:

“En iyi cilet (jilet) budur! Dünyanın bütün meşhurları bununla tıraş oluyor: İngiltere Kralı rahmetli başkan Kennedy, taçsız kral Pele, Beckenbauer, kaleci Maier, Nadia Comăneci, Brigitte Bardot ve Fenerbahçeli Cemil… Hepsi şöhretlerini bu bıçağa borçludur.

Abdil Yaşaroğlu