Kentdeha – Deha TV Radyo

SİDAR ANIL ÖZALP İLE YEŞİL KÖŞE (09 MAYIS 2022)

SİDAR ANIL ÖZALP İLE YEŞİL KÖŞE (09 MAYIS 2022)
SİDAR ANIL ÖZALP( sidarozalp@inerji.com )
9 views
09 Mayıs 2022 - 0:00

1,5°C – Bir Buçuk Derece

Nedir bu 1,5°C?

Dünya’da yaşamın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi için eşik değerdir 1,5°C.

2018 yılında, Birleşmiş Milletler’in kuruluşu olan IPCC (Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli) sonrasında yayınlanan 1,5°C raporu ile hayatımıza giren bu tanım, dünyamızın sanayileşme dönemi öncesine göre 1,5°C ısınması geleceğimizin büyük tehdit altında olduğunu ifade etmektedir.

*

Günümüzden 11.000 yıl önce başlayan, iklimin belirli değerler ve düzen içerisinde seyrettiği dönem, içinde bulunduğumuz Holosen Dönem olarak tanımlanmaktadır. 18. Yüzyılın sonlarına doğru atmosferde sera gazlarının artmasıyla başlayan Antroposen Dönem ise, insanlık etkisi ile iklim değişiminin yaşandığı dönem olarak tanımlanabilir.

Antroposen Dönem içinde, Sanayi Devrimi ile birlikte insanoğlunun Dünya’ya olan etkisi en yüksek seviyelere çıktı, yaşanan teknolojik gelişmeler enerji ihtiyacında ciddi oranda artışa yol açtı ve atmosfere daha hızlı salınan sera gazları ile yerküre daha hızlı ısınmaya başladı.

*

Dünyamızın geleceğini tehdit eden ısınmanın ciddiyetini daha iyi kavramak adına sayısal olarak ifade etmek gerekirse; binlerce yıl süregelmiş, uygarlıkların ortaya çıkışından itibaren sadece 1°C artan yerküre sıcaklığının 2100 yılına kadar 1,5°C ile 5,8°C arasında artması beklenmektedir. Beklenti bu kadar yüksekken, dünyada yaşamın sağlıklı bir biçimde devam edebilmesi için “Havale Eşiği” sadece 1,5°C! Bu sınırın aşımı ile dünyamız adına geri dönüşü çok zor yıkımların yaşanması muhtemel.

Peki, hükümetler 1,5°C sınırını önemsemez ve sera gazı salınımlarını azaltmak için adımlar atmazsa ne gibi tehditler bizi bekliyor, farkındalık yaratmak adına paylaşmak isterim.

*

  • İklim değişikliği, hava koşullarını, bulaşıcı hastalıklar ile diğer hastalıkların yayılımını değiştirerek ve hava kirliliğini artırarak insan sağlığını doğrudan tehdit ediyor. Yetersiz beslenme, zorlu çalışma koşulları ve stres ise dolaylı olarak insan sağlığını tehdit ediyor.
  • Hava kirliliği ile birlikte tüm dünyada yılda ortalama yedi milyon kişi yaşamını yitiriyor. Dünya nüfusunun %95’i Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından önerilen sağlıklı hava özelliklerini karşılayamayan bölgelerde yaşıyor. İklim değişikliği, astım ataklarına ve diğer rahatsızlıklara yol açan ozon kirliliğini artırabilir ve yoğun nüfuslu bölgelerdeki kirli havayı temizleyebilecek iklim sistemlerini zayıflatabilir.
  • Artan sıcaklıklar ile birlikte yaşanması muhtemel kıtlık ve ağır hava koşullarının gıda üretimine zarar vermesi beklenmektedir. Ağır hava koşullarına uyum sağlanmadığı sürece küresel sıcaklıktaki her bir derece artışı dünyadaki mahsul verimini buğdayda %6, pirinçte %3.2, mısırda ise %7.4 oranında azaltabilir ve mahsulün besin değerlerini düşürebilir. Pek çok bölgede kuraklık, gıda güvenliğini tehdit edebilir. 2°C’lik küresel ısınma bile 2050 yılında 84 milyon kişiyi açlık riskiyle karşı karşıya bırakabilir.
  • Aşırı sıcaklık artışları ile orman yangınları, kutup bölgeleri ve okyanuslarda buzulların erimesi ile su baskınları ve erozyonların görülme sıklığı artabilir.
  • İklim değişikliğinin, küresel ekonomiye büyük ölçüde zarar vermesi beklenmektedir. 2°C’lik ısınma bile pek çok ülkenin, özellikle yoksul ülkelerin ekonomik büyümesini yavaşlatabilir.
  • İklim değişikliğinin en büyük sebeplerinden biri olan fosil yakıtlar, düşük karbon teknolojilerine göre daha az istihdam sağlar. Yoğun biçimde fosil yakıt kullanımına devam etmek istihdamda büyümeyi engelleyecektir.
  • Balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği, okyanusların ısınması ve asitlenmeleri sebebiyle hali hazırda tehdit altında. Sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte bu etkilerin daha fazla kötüleşmesi bekleniyor.
  • 2050 yılında kentsel alanlardaki nüfusa 2,5 milyar insan daha eklenmesi ve bu büyümenin %90’ının ise Asya ve Afrika kıtalarında olması beklenmektedir. Artan nüfus ile birlikte fosil yakıt tüketimli araç sayılarında da artış bekleniyor. Daha fazla fosil yakıt, daha fazla sera gazı emisyonunu ifade ediyor.
  • İklim değişikliği ile birlikte yaşanacak kıtlık ve açlıklar, insani çatışma ve zorunlu göçleri beraberinde getirecektir. Gıda ve temiz suya erişimin kısıtlanması halinde dünyanın birçok bölgesinde güvenlik problemi yaşanması bekleniyor.

*

Okuduğunuz üzere 1,5°C sınırını aşmak, Dünya’mızın geleceğini çevresel, sosyal ve ekonomik anlamda ciddi bir biçimde tehdit ediyor.

Yarınlarımıza daha kaliteli su ve denizlere sahip, daha temiz hava soluyabilen daha sağlıklı insanların yaşadığı, kıtlık ve açlıktan uzak daha fazla ekonomik büyüme ve istihdamın var olduğu, güvenle yaşanacak bir dünya bırakmanın sorumluluğu ve bilinciyle; daha az sera gazı salınımı sağlayacak yaşam tarzına geçmeli, fosil yakıt kullanımını ve karbon emisyonlarını sıfırlamalı, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını yaygınlaştırmalıyız.

Daha temiz ve yaşanabilir bir dünya hayaliyle, önümüzdeki hafta görüşmek üzere, sağlıkla kalın…

Sidar Anıl Özalp

NOT: Yayımlanan yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazara aittir.