Kentdeha – Deha TV Radyo

SEVGİ NEYDİ? SEVGİ EMEKTİ! (23 MAYIS 2022)

SEVGİ NEYDİ? SEVGİ EMEKTİ! (23 MAYIS 2022)
Aybüke Taştan( aytastan97@gmail.com )
25 views
23 Mayıs 2022 - 0:00

“Sevgi neydi? Sevgi emekti!” Herkesin mutlaka bir kez izlediği “Selvi Boylum Al Yazmalım” filminde geçen bu replik üzerinden sevgi kavramını işlemek istiyorum bugün. Son zamanlarda özellikle yeni nesilde yaygınlaşan aşırı yanlış bir sevgi tanımı var. Sosyal medyada ya da gündelik hayatta karşıma çıktığında hayretler içerisinde kalıyorum. Örnekleri aşağıda sıralayacağım okumaya devam edin ancak yüreğiniz kaldırmayabilir.

*

“Bu kadar şiddet uygulamasına rağmen sevmek aptallık mı?” diyor bir kızımız. Beraberinde morarmış yüzünü, vücudunu da sosyal medya hesabından paylaşıyor. Çok tepki alınca da ona bu şiddeti uygulayan kişiden şikâyetçi oluyor. Fakat akşamdan sabaha ne olduysa el ele mahkemeye gidip şikâyeti geri alıyor ve diyor ki “Çok seviyorum ne yapayım?”

Şiddet uygulayanı, aldatanı, kendisine hakaret edeni affeden ne kadar çok kadın gördüm bir bilseniz. Bunların bir kısmı başka seçeneği olmadığı için affederken bir kısmı da gerçekten çok sevdiğini iddia ediyor ve bu yüzden barışıyor. Ancak tekrar tekrar aynı şeyleri yaşamaya mecbur kalıyor. Üstelik bazı kadınlar için de bu döngünün sonu maalesef cinayete kurban gitmek ile bitiyor.

*

Bu acı son hiç şaşmazken “Acaba sevgi kavramımızda bir yanlışlık mı var?” diye düşünmeye başladım. Sadece kadınlar için değil erkekler de sevmeyi bilmiyor bence.  Kadının sevgi arayışı genellikle baba figürünün eksikliği ya da ilgisizliğinden kaynaklanırken, erkekler de ise bence “gördüğünü yapma” durumu var. Kısacası bir evde baba, anneye şiddet uyguluyorsa çocuk da ileride eşine ya da sevgilisine şiddet uygulama eğiliminde oluyor. Fakat çok nadir de olsa bilinçli kişiler eşine babasının annesine davrandığı gibi davranmayacağına dair kendi kendine söz veriyor ve bu bilinçle hareket ediyor. Burada küçük bir parantez açmak istiyorum, elbette söylediklerim tamamen kendi fikirlerimden ibaret. Bunun bir kaynağı ya da dayanağı yok yalnızca gözlemlerimi aktarıyorum.

Sevmeyi bilmemek bence nesilden nesile bir virüs gibi yayılıyor. Sevgi insanı hayata bağlayan, bir çiçeği açtıran yegâne şeyken sevgisizlik neler yapmaz ki? Peki, sevmek sahiden nedir? Yine karşıma çıkan bir örnek ile anlatmak istiyorum:

*

Bugün otobüste giderken yanıma bir amca oturdu. Kışlık için sebzelerini almış gelmiş pazardan. “Artık hanımla oturur hazırlamaya başlarız.” dedi. Hayret ettim, “Yardım ediyor musun amca eşine?” diye sordum. 74 yaşındaki bir adamın eşine yardım etmesi bu topraklar için biraz fazla gelmişti gözüme. Sonra anlatmaya başladı. 16-17 yaşında tanışıp evlenmişler. Üç çocuğundan ve torunlarından memnun olduğunu söyledi “Ama en çok eşimden memnunum” dedi. O anlattı, ben dinledim. Gerçekten ruh eşi oluyormuş ve bu amcayla teyze birbirine denk gelen şanslı ruhlardanmış diye düşünmeden edemedim. “Onun huyu benden farklıdır.” dedi bir yerde ama zaten o yüzden iyi geçiniyorlarmış birbirlerinde eksik olanı tamamlayıp yarımdan tam yapmayı, bir bütün olmayı öğrenmişler.

Ne varsa eskilerde mi var, biz mi sevmeyi unuttuk zamanla? Ben bugün bu amca sayesinde ruh eşinin varlığına inandım. Elbette zorluklar yaşamışlardır ama “Elli küsur senelik evliliğimde bir kere bile sesimi yükseltmedim, o benim canım…” dediği anda ben de dedim ki “İyi ki sevgi var.”

*

Keşke sevmeyi bilen insanların sayısı da her geçen gün artsa. Dünyaya çocuk getirme ehliyeti olsa mesela ve sevmeyi bilmeyene verilmese. Bu sayede mutsuz çocuklar, mutsuz aileler olmaz ve herkes sevmeyi kaynağından, ailesinden öğrenir.

*

Gelelim en başa… Sevgi neydi sahiden? Sevgi emekti, özveriydi, kırmadan, dökmeden, incitmeden dokunmaktı bir kalbe. Demek ki Selvi Boylum Al Yazmalım’da Asya Cemşit’i seçmek ile doğru seçimi yapmıştı. Belki hatırlarsınız İlyas da bir sahnede Asya’ya şiddet uyguluyordu fakat aynısını Cemşit’ten görmemiştik. Üstelik Asya’yı dinlemeden terk edip giden de İlyas’tı. Yani sevgi öyle büyük laflar ile kamyona yazı yazmak ile olmuyor. İlyas da işte bu şiddet uygulayan erkeklerimiz ve bunu görmezden gelen kadınlarımız gibi sevmeyi bilmeyen bir adamdı.

*

Bir yandan da ömrünü sadece bir kişiye adamış, ismi geçince gözleri parlayan bir adam var. Otobüsteki amca, adını bilmediğim için böyle sesleniyorum sana. Bana sevginin nasıl olması gerektiğini gösterdiğin ve bu yazıma konu olduğun için teşekkür ederim.

Son olarak, sevgi sahiden emekti. Herkesin bir gün sevmeyi öğrenmesi dileğiyle…

Aybüke Taştan

NOT: Yayımlanan yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazara aittir.