Kentdeha – Deha TV Radyo

SİDAR ANIL ÖZALP İLE YEŞİL KÖŞE (28 HAZİRAN 2022)

SİDAR ANIL ÖZALP İLE YEŞİL KÖŞE (28 HAZİRAN 2022)
SİDAR ANIL ÖZALP( sidarozalp@inerji.com.tr )
145 views
28 Haziran 2022 - 0:00

Tarım Arazileri ve Güneş Enerjisi Santralleri

Her anını umutla beklediğimiz güzel haberlerle dolu olmasını temenni ettiğim keyifli bir hafta dileklerimle, Yeşil Köşe’den herkese merhabalar.

Artan enerji maliyetlerinin her sektörde büyük sorunları beraberinde getirdiği, tarladan sofraya, tüm bu maliyet artışlarını toplumun her kesiminin derinden hissettiği tarım sektörünü ve bu sektördeki enerji maliyeti artışları ile mücadele konusunda düşüncelerimi paylaştığım 30 Mayıs 2022 tarihli “Tarımsal Sulamada Ekonomik ve Çevreci Çözüm: Güneş Enerjisi Santrali” başlıklı yazımdan da notlar paylaşarak, bu konuyu ilgilendiren yeni düzenlemeleri sizlerle paylaşmak isterim.

*

Tüm Dünya’da yaşanan teknolojik gelişmelerin beraberinde getirdiği yenilikler ve nüfus artışları her geçen gün enerjiye olan talebi daha çok arttırmaktadır. Artan talebi karşılamak adına, ülkemizde yaratılan enerji arzının büyük bölümü ise ithal ve fosil yakıtlardan karşılanmaktadır. Böylelikle, sınır ötemizde dahi olsa, yaşanan her bir ekonomik veya siyasal kriz enerji maliyetlerimizi doğrudan etkilemektedir. Bu noktada odaklanılması ve hiç zaman kaybetmeden atılması gereken adımlar; beklenen talep artışlarına karşın ekonomik, çevreci ve sosyal politikalar çerçevesinde ucuz, güvenli ve yeterli bir biçimde enerji arzı yaratmak olmalıdır.

Değerli okurlarım, her geçen gün artan enerji maliyetlerini, bu artışlardan doğrudan ve dolaylı yollarla birçok kez etkilenen tarım ve gıda sektörlerini ele alacak olursak; bugün geldiğimiz noktada, çarşı pazar her alanda gıda fiyatları ateş pahası… Toplumun büyük kesimi lüks tüketim bir yana, insani ihtiyaç sınırlarında temel besin ihtiyaçlarını karşılayamayacak duruma gelmiş. Maalesef pek de iç açıcı olmayan beklentiler ise gıda fiyatlarındaki artışın daha fazla olacağı yönünde.

Köylüye, Çiftçiye Bir Dokun, Bin Ah İşit…

Çiftçi ve hayvancıların girdi maliyetleri giderek altından kalkılması zorlaşan bir yük haline gelmekte, üretim imkânlarını kısıtlamaktadır. Öyle ki, ülkenin birçok bölgesinde borcunu ödeyemeyen çiftçinin elektriği ve suyu kesilmekte, dolaylı olarak tarımsal üretime zarar verecek gelişmeler yaşanmaktadır. Yaşanan bu trajediler adına bölgesel bazda bazı umut verici müdahaleler geliyor fakat yerel ve günü birlik çözümlerin yeterli olmayacağını, tarımda ve gıdada yaşanan krizlerin sürdürülebilir politikalar uygulanmadan çözülmesinin mümkün olmayacağını bir kez daha hatırlatmak isterim.

Her seferinde söylemekten asla bıkmayacağımız husus şu ki; enerji talebini ekonomik ve ekolojik biçimde karşılayacak arzı yaratmak ve enerjide dışa bağımlılığı azaltmak amacı ile, hayatın her alanında yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının yaygınlaştırılması, teşvik edilmesi ve desteklenmesi ülke politikalarımız arasında öncelikli sıralarda yer almalıdır. Bu çağrı, herkes tarafından her platformda daha fazla yapılmalı, bu yönde adımlar atılmalıdır.

*

Bu çağrı Tarımsal Üretimde Yenilenebilir Enerji Dönüşümü adına da yapılmalı fakat uygulamalar nasıl olmalı?

Yazının özüne dönecek olursak;

Değerli okurlarım, tarımsal üretimde enerji, girdi maliyetlerinden sadece bir tanesidir ve tarımın en kıymetlisinin ne olduğunu soracak olursam, herkesin cevabının “Tarım Arazileri” olacağını biliyorum. Nesiller boyu süregelen, yaşamın kaynağı topraklarımız en değerli hazinemiz…

*

Ülke coğrafyamız gerek yüzey alanı gerekse toprak verimliliği ve kalitesi bakımından oldukça zengin olup, bu zenginlikler maalesef yeterli verimlilikle kullanılamadığını düşünmekteyim. Eğer durum tam tersi olsaydı tahıl ithal etmez, ekmek kaç lira olacak diye düşünmez, yaz mevsiminde taze sebze ve meyveyi bu kadar pahalıya tüketmezdik… Uzun uzun yazılacak pek çok yanlışlık ve hatalı uygulamalar elbette var ama yazımda değinmek istediğim, tarım arazilerinin toplumun birçok kesimi tarafından kolaylıkla gözden çıkarılabilir olduğu…

Nasıl Mı?

Nasıl ki rant uğruna tarım arazilerinin imara açılması önemsenmedi, ülkenin sayılı büyük inşaat projeleri tarım alanları üzerinde projelendirildi, tarım alanları inşaat sektörüne umarsızca kurban edildi ve inşaat-tarım arasında karlılık kıyaslaması ile hayata geçirilen uygulamalar kanıksandıysa, bu yanlış düşünce Güneş Enerjisi Santrali (GES) talebinde yaşanan artışta da karşımıza çıkmaktadır.

Burada, konuyu sizler için biraz daha açmak adına arazi üzerine GES kurulumu ile ilgili kısa bir özet geçmek isterim:

2019 yılı öncesinde geçerli olan Lisanssız Elektrik Üretimi Yönetmeliği’nde arazi üzerine ticari amaçlı, yani üretilen elektriğin tamamının dağıtım şirketine satılmasına müsaade eden bir uygulama mevcuttu. 2019 yılı sonrasında değişen Yönetmelikte, sadece çatı üzerine GES kurulumuna izin verilmekle birlikte aylık mahsuplaşma uygulaması yürürlüğe girdi. Dağıtım şirketi mevcut çatı üzerinde üretilen elektriği önce tüketiminizden mahsuplaşıyor, fazla kalan elektriği ise sizden satın alıyor. Tabi bu yönetmelikte söz konusu çatı olunca, yeterli çatı alanı olmayan, özellikle büyük ölçekli sanayi ve ticari işletmeler bu yönetmelikten tam anlamıyla faydalanamamaktaydı. Bu mağduriyeti çözmek adına yönetmeliğe eklenen 5.1.h maddesi ile üretim ve tüketimin aynı Dağıtım Şirketi sınırları içerisinde olması şartı ile arazi üzerine GES kurulumlarına izin verildi.

*

Denizli için örnek vermek gerekirse, Denizli ilinde tüketim gerçekleştirecek bir tesis Denizli, Aydın ve Muğla illerinde bir arazi üzerinde GES kurarak tüketimi mahsuplaşabiliyor, fazla elektriği ise dağıtım şirketine satış yapabiliyor.

Enerji fiyatlarında yaşanan yüksek fiyat artışları sonucunda tüm sektörlerde oluşan maliyet artışı, birçok tüketiciyi kendi elektriğini üretmeye doğru yönlendirdi ve bu talep giderek artıyor. Öyle ki GES yatırım maliyetlerinin geçtiğimiz yıllara kıyasla artmasına rağmen kurulan sistemler hala oldukça karlı; elektrik fiyatları o kadar pahalı ki, kurulan GES kendisini çok kısa bir sürede amorti edebiliyor. Durum böyle olunca çatısı üzerinde yeterli alanı olmayan yatırımcılar arazi üzerine GES kurulumlarına yönelmeye başladı. Tabi ki tarım arazileri de bu yönelimden nasibini aldı.

*

Arazi üzerine GES kurulumu ile ilgili elbette bir kısıtlama mevcut; GES kurulacak arazinin Marjinal Tarım Arazisi sınıfında olması gerekmekte ve tarımsal sit alanı olan araziler üzerine de GES kurulumlarına izin verilmemekte. Ama bu noktalarda kurulacak GES’ler ile ilgili bir alan sınırlaması gündemde yoktu.

Geçtiğimiz hafta Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, “Tarım Arazilerinin Korunması Kullanılması ve Planlanmasına Dair Uygulama Talimatı’nın” “Tarımsal Amaçlı Yapılar” başlığında ekleme ve değişiklikler yapılması ile “Tarım Arazilerinin Korunması Kullanılması ve Planlanmasına Dair Uygulama Talimatı Değişikliği” tebliği yayınlandı. Bu değişim ile, tarımsal amaçlı yapının müştemilatı olarak yapılmak istenen GES taleplerinde, özellikle arazi üzeri uygulamaları için bir alan sınırlaması getirildi. Arazi sınıfının Kuru Marjinal Tarım Arazisi olması ya da Mutlak, Özel Ürün, Dikili veya Sulu Tarım Arazisi olması durumlarında; gerek sulama/kuyu pompası enerji ihtiyacını karşılamak, gerekse tesisin diğer tüketimlerini karşılamak adına kurulacak GES’ler için çatıda yeterli alanın olmaması durumunda “proje alanının en fazla % 1,5’i kadar zemine yapılmasına” izin verilecek. Yeni bildiri bizlere, GES’in önce çatına kur, çatında yeterli alanın yoksa araziye %1,5 alan sınırı ile kurabilirsin diyor.

Yapılan bu değişikliğin tarım alanlarını korumak adına oldukça önemli bir adım olduğunu düşünüyorum. Özellikle son dönem karşılaştığımız birçok GES yatırımı iştahı tamamen arazi, hatta birçoğu tarım arazisi üzerine kabarıyordu.

*

Elbette enerji maliyetleri yüksek, ekonomik ve çevreci enerji çözümlerine ihtiyacımız var, GES’ler kurulmalı fakat günümüzün en büyük krizlerden biri olan ve geleceğin en büyük krizi olmaya aday gıda krizini bir an olsun unutmamalıyız. Temiz ve yeterli gıda için iyi tarım uygulamalarını, bunları da sürdürülebilir kılmak adına kamu eli ile çiftçiyi ve köylüyü destekleyen tarım ve enerji politikaları sunmalıyız.

Elbette değişen bu mevzuattan etkilenen GES yatırımları olmuştur, belki de muaf tutulması gerekli noktalar için zamanla düzenlemeler yapılacaktır, hep birlikte göreceğiz ama kıymetli olan, hazinelerimizi, tarım arazilerimizi sektör ayrımı yapmadan hiçbir ranta kurban etmemeli, yasal düzenleme ve caydırıcı önlemler ile yaptırımlar uygulanmalıdır.

Değerli okurlarım, enerjiden tarıma geniş bir açıdan değerlendirmelerimi paylaştığım yazımın artık sonuna gelmeliyim diye düşünüyorum.

Bereketli topraklarımızı işleyen çiftçilerimizin daha mutlu ve umutlu olduğu, daha sağlıklı ve ucuz gıdaya toplumun her kesiminin kolayca ulaşabildiği, daha yeşil ve temiz yarınların hayaliyle…

Önümüzdeki hafta görüşmek üzere, sağlıkla kalın…

Sidar Anıl Özalp

NOT: Yayımlanan yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazara aittir.